Bir önceki sayfaya geri dönmek için buraya tıklayın! Sayfayı yazdırmak için tıklayın!
 
 

27.07.2010

BASIN AÇIKLAMASI
BASINA VE KAMUOYUNA

 

Sağlıklı ve Güvenli Gıda Erişiminde Ciddi Riskler Bulunmaktadır
 

Ülkemizde,sağlıklı ve güvenli gıda erişiminde ciddi riskler bulunmaktadır.En önemlilerinden bir de “ilaç kalıntısı” sorunudur.Sorunun temelinde ise eğitimsizlik ve denetimsizlik yatmaktadır.Bu nedenle tükettiğimiz gıdanın güvenliğinden emin değiliz. Ülkemizde;40 bin gıda işletmesi bulunmaktadır.Kayıt dışı gıdayı bir tarafa bırakırsak,gıda üreten,dağıtan ve satan tüm noktalarla birlikte bu sayı 500 binin üzerine çıkmaktadır.Bakanlık bünyesindeki 5-6 bin kamu görevlisi ile tüm bu noktaların denetlenmesi olanaksızdır.Gıda denetimine bir şekilde tüketicinin de dahil edilmesi bir zorunluluk teşkil etmektedir. Bakanlığın basına yansıyan ve bir konuda kendini tekzip eden gıda denetim sonuçları,gıdalarda insan sağlığını olumsuz etkileyen ilaç kalıntısının bulunduğunu belgelemektedir.İlaç kalıntısının, gıdadaki hormon ve GDO’dan daha zararlı sonuçları olduğu konusunda bilim insanlarının açıklamalarına da basının dikkatini çekmek istiyorum.Özellikle yaş meyve ve sebzede görülen ilaç kalıntısı neredeyse ihracatımızı durma noktasına getirmiştir.Bazı meyve ve sebzelerde ilaçların ürünün öz suyuna kadar işlediğinden ilaçtan arınma sürelerine dikkat edilmesi en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.Oysa uygulamada bu sürelere dikkat edilmediği görülmektedir. Ülkemizde Kontrollü ilaç kullanımı tam olarak yaygınlaşmadığı,çiftçi bilincinin yeterince gelişmediği için sorunlar yaşanmaktadır.Özellikle sık toplanan sebzelerde ilaç kalıntısına sıkça rastlanmaktadır.Hallerden Pazarlara ve marketlere verilen ürünlerde zirai ilaç kalıntısı denetimi yapılmamaktadır.Zaman zaman ihraç edilen sebze ve meyvelerin de tüketicilerimize yedirildiği bilinmektedir.2009 yılında Rusya ve Almanya’nın iade ettiği sebzelerin tüketiciye yedirildiği iddiası yetkililer tarafından yalanlanmamıştır. Hallerde zirai ilaçların denetimini yapacak laboratuarların çok az sayıda olması bu konuda görülen en büyük eksikliktir.Bakanlığın da laboratuarların kurulmasına dair açıklaması bulunmaktadır.Daha fazla geç kalınmadan bu uygulamaya geçilmelidir.Ürünlerin halde denetlendikten ve belgelendirildikten sonra pazar ve marketlere sunulmalıdır.Tüketici sağlığı ancak bu denetimlere bağlı olarak sürdürülebilir. AB’de bu konuda işleyen hızlı bir alarm sistemi bulunmaktadır.AB hızlı sistem verilerine göre ülkemizde 2008 yılında 40,2009 yılında ise 29 yaş meyve ve sebzede pestisit kalıntıları ile ilgili alarm kaydı bulunmaktadır.Avrupa Yaş Meyve ve Sebze Üretim Birliği Gıda Güvenliği Danışmanı Frederic Rosseneu Bursa’da katıldığı bir etkinlikte;“Sonuç olarak artan resmi denetimler neticesinde 2010 yılı itibarı ile önceden bildirilen armutların,kabakların,biberlerin ve domateslerin yüzde yüz idari,%10 da fiziki denetim” istediğini dile getirmiştir. Gıdada ilaç kalıntısı sorunu son derece ciddi bir sorundur.Bakanlığın 2007’de uygulamaya koyduğu “ilaçta defter tutma” ve “iyi tarım” uygulaması tutmamıştır.Mevcut personel sayısıyla yapılan denetimle işin üstesinden gelmesi mümkün değildir.Mutlaka “Tarımsal Danışmanlık Sistemi” veya benzeri bir kuruluşa ihtiyaç bulunmaktadır.Küçük çiftçinin eğitimi sağlanmalıdır.İlaçların reçeteye bağlanması tek başına sorunun çözümüne yetmemektedir.Hallerde laboratuarların yaygınlaştırılması zorunluluğu getirilmelidir.Tüketicinin de bir şekilde gıda denetimine katılmasının yasal altyapısı sağlanmalıdır.Bakanlık Tüdef’in bu konudaki talebini mutlaka değerlendirmeye almalıdır.Tüketicinin sağlığını tehlikeye atan kuruluşların teşhirini engelleyen yasalar mevcutsa,derhal gereği yapılmalıdır.Yasalar haklıyı korumak için yürürlüğe konulmaktadır.

Sıtkı Yılmaz
Tüdef Genel Başkanı